Ankara yolculuğundan sonra tekrar Konya’ya döndüm. 12 Nisan aslında benim için bir dönüm noktası oldu diyebiliriz. Doğum günümde aldığım kararlar hiçte küçümsenecek kararlar değil. Yani benim açımdan öyle diyelim. Seneye eğitim sistemimizin bokluğundan dolayı tekrar sınava hazırlanmayı düşünüyorum. Makine Mühendisliği beni pek açmadı. Fizik Tedavi’de okuyan abimin arkadaşıyla görüştüm onun konuşmaları benim fikrimi çeldi diyebilirim. Peki neden Fizik Tedavi ve rehabilitasyon.
- En önemlisi benim istediğim bölüm
- Yatkınlığım olduğunu düşünüyorum.
- Makine gibi asosyal değil.
- İnsanlarla iletişimi seviyorum.
- Parası güzel
- İş imkanları çok fazla.
Daha anlatırım ama şimdilik bu kadarı yeterli sanırım. Neyse kafam allak bullak yine konyadayım onun verdiği gerginlikte var.
Merhaba Onurblog aslında uzun zaman önce burda yazmayı planlıyordum ancak bu sitenin özel bir tadı olsun istedim. Doğum günümde açmaya karar verdim. Peki ben kimim aslında bunun cevabını 20 yıldır arıyorum.Daha bulmuş değilim. Bazen çok sinirli bir insanım bazen de çok sakin. En kötüsüde uç noktalarda olmam sanırım. Herşeyi dört dörtlük yapmaya çalışırım. Kısaca Avrupada oluşmuş düzen gibi benim de kurallarım vardır. Tabi ki bu kurallarıma saygı gösterilmeyince çok fazla sinirlenen biri olduğum için ailem tarafından çok sinirli agresif tanınırım. Nedenini bilmiyorm ama ailemin yanında ki o görünümü başkasının yanında pek sergilemem. Bazıları sende iyi ticaret kafası var sen büyüyünce çok zengin olcaksın der ama nerden bu kanıya varırlar onu anlamam.
Çok pis takıntılarım vardır. Taktım mı tam takarım. Söylenenlerle birşeyler öğrenemem uygulamam gerekir. Tecrübe edindiğim de ise o dersi almışım olurum ve bir daha o hataya düşmem.
Ben hala annemin biricik bebeğiyim ama hiçbir zaman annemi dinlemem inat ederim. Sonucun da ise hep annemin dedikleri olur. Bir abim var kendime örnek aldığım , kişiliğimi bile ona benzetmeye çalıştığım. Harika bir insandır onun gibi asla olamayacağımı biliyorum. Bu arada babamı da unutmam gerek. Dünyanın en şeker en iyi babası. Her zaman oğlum siz neden spor yapmıyorsunu ben sizin zamanınızdayken şu kadar kilometre koşardım der. Gerçektende koşar 50′li yaşlara dayandı ama hala sporunu esirgemez.
Başka hayatımı dolduran neler var anlatayım. Bir tane sevgilim eşek aşkım var. Beni ne kadar sinirlendirse de kalbimin tek mirasçısı o sanırım. Belki şu anlık böyle düşünüyor olabilirim ama gerçekten aradığımı bulduğum dediğim Eşek Aşkım var. Hala bebek diyebilirim. Kocaman olucak ama içindeki çocuk öylesine canlı ki bazen anlayamıyorum. Hopluyor zıplıyor yerinde duramıyor. Ne zaman okulda sorun olsa benim aşkım baş sıralarda yerini alıyor. Hiç durmuyor. Neden eşek diyorsun derseni bilmiyorm eşekleri severim ve gözleri çok güzel olur belki de ondandır. Ama bana şeker ve samimi geliyor. Onu çok özlüyorum benden uzakta olsa da 1 sene sonra yanıma gelicek inşallah. Dört gözle sınavları kazanıp yanıma gelmesini bekliyorum.
Bu arada aileminiz bir mensubu daha var oda köpeğim BENY. Böyle tatlı bir köpek hayatta göremezsiniz. Hayvan sevginizi alıp götürebilir. Ama onun görevi bu beni korumak. 7 yaşında kocaman bi tosun diyebiliriz. K-9 Polis köpeği. Yanıma ne kadar kimseyi yaklaştırmasa da beni deli gibi seviyor. Ama oda Ankara’da yani ailemin yanına gittiğim de özlem giderebiliyoruz. Öyle böyle değil onu da çok özlüyorum. Geçen gittiğimde patisiyle bi vurdu dengemi kaybettim düşüyordum.
Neyse anlat anlat bitmez bu. Daha çok yazıcam çok konuşcaz. Belki hiç okuyanım olmacak belki de olucak bilmiyorm ama yazmaya başladık işte. Konya’da geçirdiğim ev hayatımı, sinirlendiğim günlerde küfür ettiğimi çok göreceksiniz. Neyse bir öğrencinin günlüğü başlıyor işte. Bu arada onurblog dünyaya hoş geldin.
